• 0
  • Yazdır

Keser: Konservatuarlılar 100'de birini bilmez!

Yeni programıyla Kanal 7 ekranlarında izleyiciyle yeniden buluşan sazın, sözün, musikinin büyük ustası Mustafa Keser, Haber7'ye konuştu. 'Aloo ne ok'iyim?' sözü sloganlaşan Keser, 40 yıllık sanat hayatı ile ilgili çarpıcı açıklamalar yaptı
08.Ocak.2013, 12:54
Keser: Konservatuarlılar 100'de birini bilmez!

Nursel Tozkoparan'ın röportajı

Sazın, sözün, musikinin büyük ustası, Türk müziğinin efsane ismi Mustafa Keser, eşsiz repertuvarıyla Kanal 7'de izleyiciyle buluşmaya başladı. Sanatını teknolojik gelişmelere uyarlayan Keser, programında istekleri sosyal medya aracılığıyla alıyor ve eşsiz repertuarıyla 'Trend Topic'i olma yolunda ilerliyor.

25 yılı sahnelerde geçen 40 yıllık sanat hayatı boyunca biriktirdiği birbirinden muhteşem şarkıları izleyilerine okuyan ekranların renkli ismi Mustafa Keser, 'Mustafa Keser Sizlerle' programı ile her Pazar saat 22.30'da Kanal 7 ekranlarında oluyor.

Programının ilk bölümünden beri sosyal medyayı sallayan Keser, sanat yaşamından özel hayatına Haber 7'ye çok ilginç açıklamalar yaptı.

Keser'in Haber 7'ye özel yaptığı açıklamaları şöyle:

ARŞİVİMİNDE YÜZ BİN CİVARI ESER VAR

Repertuarınızda kaç parça var?

- Sayısını bilmem mümkün değil, onbinlerce parça var.

Tahmininiz?

- En az 20 bin tane sırf klasik parça var. Bunun en az yarısı kadar da dini forumda eserler çıkar. Yine yaklaşık 10 bin civarında da türkü vardır. Piyasada dönen pop, arabesk gibi müzikler hariç. Toplam 100 bin civarı eser vardır ama ezberimde demiyorum, arşivimde.  Bu soru her zaman sorulur bana ama ben çok rahatsız olurum.

EZBERİ KUVVETLİ BİR ADAM OLARAK TANINMAK BENİ RAHATSIZ EDİYOR

Aaa... Neden bu sorudan rahatsız oluyorsunuz?

- Çünkü bu günkü meşhur olmamızı ‘Alo' programına borçluyuz. Bizde bir laf var ‘eşek aynı eşek çulu değişti'.  Ben meşhur olduğumda zaten devlet sanatçısıydım, yıllarca bu işe emek vermiş radyoda, TRT'de görev yapmış biriydim. Hemen yumurtadan çıkmadım. Aynı adamdık ama bize bir çul giydirdiler şeklimiz değişti şöhret olduk. İnsanlar backgraundımızı bilmedikleri için, biz de ne ile şöhret olduk çok şarkı biliyor çok türkü söylüyor. Dolayısıyla Sanat, kariyer hepsi bir tarafa ezberi kuvvetli bir adam olarak tanınmak beni rahatsız ediyor.

BU ÜLKEDE YETİŞMİŞ NADİR MÜZİSYENLERDEN BİRİYİM

-  Peki, repertuarınızı nasıl bu kadar geliştirdiniz?

-  Benim çok şarkı bilmemi 10'a 20'ye katlayacak sanat kariyerim var. Bu ülkede yetişmiş nadir müzisyenlerden biriyim. 20 küsür yıl devlet sanatçısı olarak devlette görev yaptım. 6-7 sene konservatuarda hocalık yaptım. Bu zaman içerisinde hiç şarkı ezberlemeye çalışmadım. Bu işle bu kadar uğraşınca beraberinde öğrendim. Bu 40 küsür yıllık müzik yaşantımda her gün en az 3-5 saat müzik çalışmışımdır halen de çalışıyorum. Böyle olunca beraberinde repertuarında genişliyor tabii ki.

-  Bu kadar geniş müzik icra eden başka sanatçı var mı?

-  Çeşitlilik anlamında benim kadar olduğunu zannetmiyorum.

-  Pop okur musunuz?

-  Hayır. Okumaya okurumda bu güne kadar kimse de kalkıp benden pop istemedi de. Benim asıl ekmek param sahnedir. Ben sahneden ekmek kazanıyorum.  Popta olsa sevmesem de,  atıyorum haftanın dört haftasında üç hafta hep isteniyorsa buna artık seyirciye olan saygıdan dolayı her hafta her hafta bilmiyorum, bilmiyorum diyemezsin.  Üçüncü hafta seyirci artık "baba bilmiyorum, bilmiyorum diyorsun öğren artık şunu "der. Ve de haklıdır da.

BANA GÖRE ARABESK DİYE BİR MÜZİK TARZI YOKTUR, ARAP MÜZİĞİ VAR

Peki Arabesk?

- Okuduğumuz vardır. Onlar da çok bilinen, yıllardır okunan şarkılardır.

- Aslında ben arabesk tabirine de karşıyım.

- Bana göre arabesk diye bir müzik tarzı yoktur. Arap müziği var.

Peki, hiç batı müziği icra ettiniz mi?

- Yok. Belki Tanju Okan'dan veya bazı tangolardan bir renk olsun diye okumuşumdur. Televizyonda da bazen bir iki defa okumuşluğum oldu.

MÜZİĞİN KÖTÜSÜ OLMAZ, KÖTÜ İCRA OLUR

En çok hangi müzik dalına yatkınsınız?

- Türk müziği.  Şunu söylüyorum müziğin kötüsü olmaz, kötü icra olur. Şu anda arabesk denilen mesele, rezalet bir icraanın örneğidir. Hâlbuki aynı parçayı ben okusam çok farklı okuyorum.

Arabeski kötü yapan icra edenler diyorsunuz…

- Evet, icra eden kişiler… Bir defa Orhan Gencebay arabeskçi değil. Parçaları da arabesk denilen şey değil.

ARABESK OKUYAN ARKADAŞLARIN ÇOĞU ELİFİ GÖRSE MERTEK ZANNEDER

-  Fazıl Say'ın arabesk konusundaki eleştirilerine siz nasıl bakıyorsunuz?

-  Evet, bazı eleştiriler yapmış. Eminim ki eleştirilerin benim söylediklerimle örtüşen bölümleri vardır. Şu anda piyasada arabesk okuyan arkadaşların çoğu elifi görse mertek zanneder. Ne en ufak musiki bilgileri var, ne en ufak müzisyenlikleri var. Ne edebiyat bilirler, ne kimya bilirler. Hiçbir halt bilmezler. Maalesef yüzde 90'ının durumu bu. Dolayısıyla biraz kaba bir tabir olacak ama bir atasözü vardır" Tezekten terazinin boktan olur dirhemi".  Bu adamdan çıkacak icraat da bu olur.

MATEMATİĞİ İYİ BİLMEYEN MÜZİĞİ İCRA EDEMEZ

- Musiki matematiktir. Bilim adamları" Matematiği iyi bilmeyen müziği iyi icra edemez" diyorlar. Müziğin matematiğini bilirsen bazı şeyler cuk diye oturtuyorsun. Öyle kendinden olmuyor. Ben Allah'ın özel imalatı değilim, musiki ile ilgili ne lazımsa bunları öğrenmişim ve onları uygulayarak icraat yapıyorum. Dolayısıyla buradan yanlış iş çıkmaz.

Kaç yıl oldu sanat hayatınız?

- 1965'den beri profesyonel olarak sahnedeyim. 47 sene. Amatörlük ve lise yıllarını da katarsan 50'yi bulur.

1978'DE MÜZEYYEN SENAR ABLA BENİ İSTANBUL'A GETİRDİ

- Bu kadar uzun süre kalıcı olmayı nasıl başardınız?

- Ben o yönden de kendimle gururlanıyorum. Çünkü bu güne kadar Mustafa Keser bu geldiğim noktada bir tek kişi dahi çıkıp diyemez ki "Mustafa Keser burada yürüyordu biz arkadan biraz destek olduk daha çabuk gitsin". Bazı şeylere vesile olanlar olmuştur ama o elinden tutma meselesi var ya o babda değil. 1978'de Müzeyyen Abla beni İstanbul'a getirdi ama ben hiçbir şey değil değildim. Ben İstanbul'a geldiğim zaman Türkiye'de sayılı müzisyenlerdendim.

Müzeyyen Senar mı sizi keşfetti?

- Hayır. Müzeyyen Senar'a çalmaya gitmiştik. Ben O'na ud çalıyordum. Bir arkadaş dedi ki "uzaktan bir tane oku seni duysun ". Ben de uzaktan okudum beni duydu."Kim o okuyan?  dedi ve hemen beni çağırdı. "Evladım sen niye solistlik yapmıyorsun?"dedi." Abla biz İzmir'de oturuyoruz "dedim. "Peki, bir gazino programın olsa gelir misin?" dedi. "Bir gazino programına koyun çalışalım "dedim. Bunun üzerine 3-4 ay sonraki bir programına 1978 Aralık ayının başıydı beni çağırdı. Pembe Köşk'te bir gazino vardı. Onun elimden tutması bu babda oldu. O da pek işime yaramadı.

Nasıl yaramadı?

- Kendi hatamdan veya düşüncemden. Geldim başladım piyasa çalkalandı. Aynı anda Orhan Gencebay'a da kaset yaptım. O'na da Ahmet Özhan bahsetmiş. Pembe köşkteki gazinoya Zeki Müren 3 defa beni dinlemeye geldi. Her akşam 10 masa sırf sanatçı masası oluyordu. Organizatörlerin hepsi yalvarıyordu. Benim de hanım hamileydi, 2 ayı var. Dedim "abla ben gideyim doğum olsun tekrar yine gelirim ", ayrıldım, İzmir'e döndüm. Benim yıllardır da hayalim TRT'ye girmekti. Çünkü tek kariyer oraydı. İmtihanları kazandım ve radyoya girdim. Yani o zaman İstanbul'a dönseydim trilyonluktum. Gerçi TRT beni yetiştirmedi ama kariyer yaptım. TRT'ye stajyer olarak değil yetişmiş bir sanatçı olarak girdim. İmtihanı kazandığımın ertesi günü radyoda şarkı söylemeye başladım.

Siz kendinizi hangi kategoride görüyorsunuz? Eğitimli mi? Alaylı mı?

- Aslında konservatuvarlı olmak veya alaylı olmak bir şeyi değiştirmiyor. Önemli olan bir kişinin mesleğiyle ilgili yani müzikle ilgili kendisine lazım olan bilgiyi edinmesidir. Bunu ister gider bir okulda edinirsiniz ister benim gibi çekirdekten yetişir, ustaların yanında öğrenirsiniz. Ki asıl öğrenme ve asl olan şekil de odur. Ama halk ya kendilerinin bilmezliğinden ya da basından yanlış aksettirilmesinden dolayı alaylıyı bir şey bilmez anlamında kullanıyor.

KONSERVATUAR BİTİRMEDİM AMA KONSERVATUARDA HOCALIK YAPTIM

Kendinizi konservatuar okuyanlardan daha mı şanslı görüyorsunuz?

- Elbette… İlkokul birinci sınıftan ikinci sınıfa geçen çocuk nasıl okuma yazmayı söker okuryazar olur, konservatuarı da bitiren sadece müzik adına okuryazar olmuştur. Onları küçümsemek anlamında söylemiyorum ama başka hiçbir halt bilmiyorlar. Çünkü öğretilen bu kadar...

KONSERVATUARLARDA OKUYANLAR BENİM BİLDİĞİMİN 100'DE BİRİNİ DAHİ BİLMEZLER

Konservatuar okumak, bitirmek tek başına yeterli değil diyorsunuz…

- Orada zaten yetişmiyorlar sadece okuryazar oluyorlar. İşin teorik öğrenmesi gereken şeyleri, nota, usullerin bazılarını, makam bilgilerinin bazılarını öğretiyorlar. Ben konservatuar bitirmedim ama konservatuarda hocalık yaptım. Benim bildiğimin 100'de birini dahi bilmezler konservatuarda okuyanlar. Bu kadar büyük bir fark vardır.

Hangi derslere girdiniz?

- Repertuar dersine girdim. Burada aslolan da zaten usta çırak ilişkisidir.

Sanatçı olmak için eğitim gerekli mi? Gençlere ne tavsiye ediyorsunuz?

-  Tabi ki gerekli. Çünkü bazıları "benim sesim güzel benim kabiliyetim var" falan derler. Bunlar zaten olması gereken şeyler. Zaten senin sesin güzel olmasa kabiliyetin olmasa sen müzik yapamazsın. Dolayısıyla zaten güzel sesin olacak, bunun üzerine  de eğitimini ve bilgini ekleyip Allah'ın sana verdiği kabiliyetini, bunu bilgi ve beceri ile süsledikten sonra ancak bir mamul ortaya çıkar.

KLASİK MUSİKİ OKUYAN ADAM TEKKE MUSİKİSİNİ İYİ BİLECEK

Müzik bilgisinden kastınız nedir?

- Teorik bilgiler. Makam bilgisi, usul bilgileri, armoni bilgisi, edebiyat bilgisi. Edebiyat da bileceksin. Ki okuduğun şiiri anlayasın ve ona göre yorumlayasın. Okuduğunu iyi anlayamazsan o zaman "iki gözüm iki çeşme "deyip türkü söylerken oynarsın. Edebiyat da bilecek, felsefede bilecek yani komple donanımlı olacak. İnsan ne kadar çok şey bilirse o kadar karşısındakini etkiler.

Siz çok okur musunuz?

-  Okurum. Zaten klasik musiki okuyan adam tekke musikisini iyi bilecek. Tekke müziğini bilmezsen klasik müziği iyi yorumlayamazsın. Mesela ben Kuranı Kerimi öğrendim hem de  tecvidli…

-  Her sanatçı bir enstrüman çalmalı mı?

-  Evet çalmalı. Çalmaya bilir ama ne kadar ekmek o kadar köfte. Çalan çalmayandan en az 10 kat daha güzel okur.

-  Siz kaç enstrüman çalıyorsunuz?

-  3-5 tane telli enstrüman çalarım. Keman, ud, tambur, bağlama, gitar, klavye. En iyi sazım kemandır. Şu an iyi derece çalıyorum diyemem. Çünkü 20-25 yıldır bıraktım. Ama ben sazımı çalamıyorsam da sazın nasıl çalındığını biliyorum.

-  Ailede sizden başka var mı müsiki ile ilgilenen?

-  Benim babadan sülalede en çirkin seslisi benim ona göre hesap et.

BABAMIN YAPTIĞI KEMANLAR AMERİKA'YA GİTTİ

Babanız müzikle ilgileniyor muydu?

- Babam çok iyi keman çalardı. Profesyonel değil ama nota bilirdi. Keman yapardı yaptığı kemanlar Amerika'ya gitti. Babam ince sanatkârdı.

Peki, müzik dışında başka hiçbir işle uğraşmadınız mı?

- Müzik dışında çok şeyle uğraştım da müziğin yanında uğraştım.

Neler yaptınız?

- Müzikten kazandığım para geçimimi tam temin edemediği için değişik işler yaptım. Mesela askerden geldikten sonra 6 sene askeri havaalanında memuriyet yaptım. Oradan istifa ettim hat aldım minibüsçülüğe başladım.

Minibüsü kendiniz de kullanıyor muydunuz?

- Tabii tabii. Kendim kullanıyordum. Sonra biraz palazlandım minibüsü şoföre verdim, 1974'te 124'ler yeni çıkmıştı ondan aldım, taksi plakası aldım ve  takside çalışmaya başladım. Sonra annem "şoförlüğü bırak" dedi. Bu sefer taksiyi sattık bacanakla beraber süpermarket açtık, sonra bayan çeyiz üzerine çevirdik. Ne zamanki radyoya maaşlı, kadrolu sanatçı olarak geçtim ondan sonra bütün diğer işleri bıraktım. Ama dediğim gibi müzik birinci planda devam ediyordu. Mesela gece Zeki Müren'e çalıyordum geldikten sonra taksiye çıkıyordum.

MÜNİR NURETTİN SELÇUK'A BİLE EŞLİK ETMİŞLİĞİM VAR

Hangi sanatçılara çaldınız?

- Zeki Müren, Müzeyyen Senar, Safiye Ayla hatta  son zamanlarında Münir Nurettin Selçuk'a bile eşlik etmişliğim var. Tambur olarak eşlik ettim. İnsanlar iki eli cebinde bir yere gelmiyor. 

Özellikle ders aldığınız sanatçılar oldu mu?

- Benim özellikle önünde diz çöktüğüm, ders aldığım hocam olmadı. Biz hep sahnedeydik. Çalıştığım sanatçılar hep radyo sanatçıları, büyük ustalardı. Onlarla çalışırken "oğlum öyle çalma şöyle çal, şöyle yap" derlerdi bizim de böylece bilgi ve becerimiz gelişti. Biz bizzat sahnede, okulda ders alır gibiydik.

Türk müziğini belirli bir yaş gurubundakiler dinliyor diye bir algı var. Siz buna katılıyor musunuz?

-  Hayır. Öyle diyenler gelsin benim gazinoma, orada beni kaç yaşında dinlemeye gelen insanlar var görsünler. Yüzde 50'den fazlası 30 yaşının altı.

Pop sanatçılarının Türk müziği okumasına kızıyor musunuz?

- Evet kızıyorum.

-  Neden? Türk müziğini gençlere sevdirmeye vesile oluyorlardır.

-  Önce kendileri sevecek. Ondan sonra başkalarına sunacak. Kendileri hiçbir şey bilmezken başkalarına nasıl imamlık yapacaklar. Bunlar cinayet işliyorlar, yanlış işler yapıyorlar.

-  Neden?

-  Çünkü gençler bir halt bilmiyorlar onlara göre o popçu büyük sanatçı o söylerse doğrusunu söyler. Mesela Tarkan söylerse doğrusunu söyler. Veya herhangi bir isim. Dolayısıyla Türk müziğinin bu olduğunu, şarkının böyle olduğunu zannediyorlar. Bir süre sonra müzik bozuluyor. Gitsin evinde nasıl okuyorsa okusun ama bunu halka karşı okumasınlar, bu sanat adına cinayet ve vahamettir. Gazinoda okumalarına bir şey demiyorum. Orada 200-300 kişi dinliyordur ama televizyonda, kasette, plakta milyonlarca insana ulaşıyor bu da Türk müziğini katlediyor. Yoksa o arkadaşlar iyi sanatçılar, sesleri de güzel. Sorun pop müziği okur gibi o eserleri okumaları. Öyle okunmaz. Yanlışlık burada yoksa onlar kötü sanatçıdır anlamında söylemiyorum.

Siz aynı zamanda dini musikiyle de ilgileniyorsunuz. Bu ilgi nereden geliyor?

- Biz Anadolu insanıyız. Bizim orada çocuk daha 5 yaşındayken mahalledeki hocaya gönderirler. Tabii bazıları da kaçardı. Biz de kaçardık. Sonra akıl başımıza gelince, askerden 1-2 yıl sonra dedim ki ben niye namazımı kılmıyorum? 8 yaşımdan beri başa baş hiç bozmadan orucumu tutarım. Neden namaz kılmıyorum neden Kur'an okumuyorum dedim ve 1 hafta içinde Kur'an-ı Kerim öğrendim. Yani Anadolu insanının dine daha çok yatkınlığı vardır bu bir gerçek. Dolayısıyla bizim de 50-60 sene öncesinden bu eğilimimiz vardı. Musikiye girince de ben musikinin her türünü öğrenmek istedim dini musiki de öğrendim. Zaten klasik müzik okuyorum. Ama başlangıç olarak 1970'lı yılları gösterebiliriz. HZ. Mevlana haftaları dolayısıyla TRT'ye girmeden önce de birkaç defa gittim. TRT'ye girince de zaten bizi görevlendirdiler. Böylece biraz bize Mevlevilik de bulaştı.

Siz Türk müziğinde birçok parçanın hikâyelerini de biliyorsunuz değil mi?

- Evet. Ben tarihim, ansiklopedi gibi bir adamım ben.

EVLİLİĞİ TAVSİYE EDİYORUM, ALLAHIN EMRİ…

Sanatçıların evliliği biraz zordur. Sizin kaç yıl oldu?

- Ben 35 senelik evliyim.

Eşinizle görücü usulü ile mi evlendiniz?

- Evet. Görücü usulü ile.

Pişman mısınız?

-  Yok, pişman değilim. Ama evlilikte çiftlerin aynı kültüründen olmaları bence şart. Mesela benim hanım 20 yıl annemle beraber oturdu. Nasıl oldu bu? Çünkü onun annesi de öyleydi. Annesinden öyle gördü. Ama başka bir kültürden bir kız kayınvalide ile oturulmaz diye biliyor. Ona yanlış demiyorum ama o öyle düşünüyor. Ben dizin üzerinde kısa giyilmesine muhalifim İstanbul'daki bir sosyetik kız hayır ben giyebilirim diyor. Onun için bunlar çok önemli şeyler.      

Uzun süre evli kalmayı nasıl başardınız?

- Geçen bir televizyon programı izliyordum. O programda konuşan kızın gırtlağına sarılıp boğmak istedim.

Niye?

-  Kendi sapık düşüncelerini empoze edip fikir beyanında bulunuyordu.

-  Ne dedi ki?

-  Diyorki "evlilik matrak bir şey olsaydı bu kadar boşanma olmazdı". Böyle konuşma olur mu? Şu beyinsizin yaptığı karşılaştırmaya bak. Peki, boşanmayanları ne yapacağız. Onun için evlenmemişmiş. Evlilik ona göre değilmiş… Sana göre olmayabilir ama insanlara böyle yansıtamazsın.

Siz evliliği tavsiye ediyorsunuz…

- Tabii ki. Evlilik Allah'ın emridir. Allah'u Teala çoğalın demiş nasıl çoğalacaksın? Zina yaparak çoğal dememiş sana. Helal yoldan bunu yapacaksın. Bunun da yolu evlenmektir.

Eşiniz sizi kıskanıyor mu?

- Kıskanır.

Eşinizin kıskançlığını nasıl karşılıyorsunuz?

- Hanımla ilk evlendiğimizde daha 17 yaşındaydı. Ben de 26 yaşlarındaydım. Bizim uyuşmamızın nedenlerinden birisi de, aynı kültürden geliyor olmamız bu çok önemli. Bunu televizyonda da bazen söylemişimdir. Doğru ve yanlışlarımızın azami müşterekte birleşmesi lazım. Bazı kıskançlıklar oldu. Aldım yanıma oturttum."Sen kıskanmakla şunla bunla başa çıkamazsın bu benim işim. Yanımızda çıplak kadınlar dansözler soyunuyorlar giyiniyorlar hiç farkında bile değiliz. Bakmıyoruz bile çünkü alışmışız. Burada yapılması gereken şey, bana güveneceksin gerisini merak etmeyeceksin. Bu diyardan gitmek bizde yok bunu biliyorsun bu deve güdülecek. Deveyi gütmek içinde ne lazımsa onu yapacaksın" dedim. Ve O da bana güvendi buralara geldik. Özeti bu.

OĞULLARIMIN MÜZİSYEN AMA HİÇBİRİSİ BENİM KIVAMIMA GELMEDİ

Kaç çocuğunuz var?

- 3 oğlan.

Çocuklarınız da müzikle ilgileniyorlar mı?

-  Büyük olan kanun çalıyor. İki numara klavye çalıyor. Şu anda da televizyon programında bana çalıyorlar.

-  Diğer oğlunuz?

-  Diğer oğlum da teknik ekiptedir. Bizim bilgisayar ve elektronik işlerle uğraşıyor

-  Müzikle ilgilenmeleri kendi tercihleri mi?

-  Zaten müziğin içindeler yönlendirmeme gerek yok. Ama üzücü olan hiç birisi benim kıvamıma gelmedi.

-  Yeterli mi bulmuyorsunuz?

-  Bana göre sıfır.

-  Sesleri nasıl?

-  Ortancının sesi birebir ben. Ama o işe gönül vermiyorlar. Ses var ama o yolda yürümüyorlar. Yürümedikleri için de öyle arkamda idare ediyorlar.

-  Günümüz sanatçılarından beğendiğiniz bir isim var mı?

-  İyi sesli, kabiliyetli çok gençler var. İsimlerinin birçoğunu bilmiyorum. Görüyorum sesleri çok g İşin magazinine kalsa aslında benim söylemek istediğim çok başka bir şey var. Bir gün bir müzik programında söyleyeceğim. Hayatta zoruma gider bir tek şey olmuştur bu güne

Peki, sanatçıdan dost olur mu?

- Bunun sanatçısı manatçısı yoktur insan insandır. İnsanın karakterini mesleği belirlemez. Onun için her meslek dalından da dost da olur post da olur.

MÜZİĞİ ÖĞRETTİĞİM TÜRK SANAT MÜZİĞİ İCRACISI BENİM İÇİN "KÖÇEK " DEDİ

Kırıldığınız ya da gönül koyduğunuz sanatçı dostunuz oldu mu?

- Maalesef oldu… Üstelikte evimizde yemek yiyen, suyumuzu içen, anamın önüne yemek koyduğu adam. Gururumu kıracak kadar kötü bir laf etmiş benim için…

Kim? Tanıtığımız biri mi?

- İsmini zamanı gelince söyliyecem. Sadece şunu söyleyebilirim, müziği bizden öğrenmiş,

-  Yıllarca kafasına vura vura müzik öğrettiğimiz şu anda da Türkiye'de çok büyük bir ismi olan Türk Sanat Müziği icracısıdır.

Bu denli sizi inciten, üzen ne söyledi acaba?

- Konservatuarda hocalar, talebeler benden bahsediyorlarmış. Saolsunlar bütün müzik camiası beni çok sever. Sohbet sırasında benden Mustafa Hocamız diye bahsetmişler."Kim bu Mustafa Hocanız?" diye sormuş. Onlarda "Mustafa Keser" demişler. İşte o içindeki çekememezlik midir, kıskançlık mıdır ne derseniz deyin "bırakın o köçeği " demiş… Verdiği cevap ne kendine ne de bana ve sanatıma yakıştı…

Kırılmakta çok haklısınız ama bu kişinin kendi ayıbıdır ve kendini küçültmüştür. Hala adını söylemiyecek misiniz?

- Hayır…

Konya Haberleri


Haber Etiketleri:

Bu haber 803 defa okunmuştur.

  • Facebook
  • Google
  • Delicious
  • FriendFeed
  • StubmleUpon
  • Digg
  • Netvibes

İl Seçiniz

Hava Durumu
shadow

Çok Okunanlar

Bugün .Bu Hafta .Bu Ay

shadow