ANASAYFA HABER ARA FOTO GALERİ VİDEOLAR ANKETLER SİTENE EKLE RSS KAYNAĞI İLETİŞİM

HAVA DURUMU

Detaylı bilgi için resmin üzerine tıklayın.

Geç kalmış bir yazı: Pardon!

Ruhi Can ALKIN

25.Mayıs.2010, 09:40

Ruhi Can ALKIN

Ferhan Şensoy’un “Pardon” filmi, bir yanlış anlama sonucu nezarete atılıp, ardından yanlış ifadeler vermeye zorlanan üç arkadaşın zorla kabul ettikleri suçlarından ötürü yıllarca hapis yatmasını işler.
Kafadarların hapse atılmasına sebep olan suçun failleri yıllar sonra yakalanır ve üç arkadaşın tahliyesine karar verilir.
Onların, bu “zorunlu ikamet”ini tamamlayıp kader mahkûmu sıfatını kazandıkları hapishanenin müdürü, üç arkadaşı tahliye ederken “Bir yanlışlık oldu, devlete küslük olmaz, pardon” diyerek olayın trajikomik yönünü sergiler.
Bir mayısta İşçi Bayramı’nın Taksim’de kutlanması, bayram coşkusunun bu meydanda yaşanmasına “hukuki” olarak izin verilmesi de “devlet”in yıllar sonra emekçilere yönelik derin bir “Pardon”unu içermektedir.
77’deki kanlı saldırının izlerini hala taşıyan Türkiye halkı, yıllar sonra sağ olsun “devlet büyüklerinin” yüksek müsaadelerine nail olarak Taksim meydanına akabilmiş, yılların acısını hala taze tuttuğunu gösterebilmiştir.
77’de otuzu aşkın insanın, devletin “Su İşleri Genel Müdürlüğü” ve “PTT” binalarından açılan ateş sonucu yaşamını yitirmesi bu acının en büyük sebebidir ve siyasi tarihimize bir kara leke olarak geçmiştir.
Olayların patlak verdiği esnada polisin tutumu, bu acıyı daha da trajik hale getirmiş, cinayetin failleri ile o meydandaki güvenlik güçleri ortak paydada birleşir bir görüntü oluşturmuştur.
Nitekim o gün meydanda olup bugün konuşma fırsatı bulan birçok insan, emniyet yetkililerinin tavırlarında, “bir tertibin olduğunun” çok açık olduğunu dile getirmiş, az sonra yaşanacak olan felaketin yavaş yavaş üzerlerine yaklaştığını fark etmişlerdir.
Tetiğe basanların hala yakalanamamaları, 1 Mayıs dosyasının 80 darbesinin ardından raflara kaldırılıp bir daha açılmaması, ölenlerin ailelerinin derin bir sessizliğe mahkûm edilmesi, bu vahşetin devlet eliyle icrasına ilişkin şüpheleri güçlü kılmıştır, hala da kılmaktadır.
İşte bu şüpheler, hatıralar, acılar ve daha yaşlanılabilir bir dünya için beslenen umutlarla, 1 Mayıs’ta yüz binlerce emekçi, bayramını coşkuyla kutlamak için Taksim’e akın etmiştir.
Ve 1 Mayıs’ın bu meydanda kutlanması, devletin birkaç sene öncesine ilişkin tavrı için de bir “pardon”u beraberinde getirmiştir.
Sendikalar ve emekçiler dört senedir 1 Mayıs’ı taksimde kutlamak için AKP iktidarına karşı mücadele vermektedir.
Bu süre zarfında, her 1 Mayıs arifesinde Başbakan, İstanbul Valisi, İstanbul Emniyet Müdürü “Meydan’ın provokasyona mahal verecek bir yapıda olması ve güvenliğinin sağlanmasının zor olması” safsatalarıyla halkı uyutmaya çalışmıştır.
İnsanlar, ölülerini öldükleri yerde anmaktan mahrum bırakılmış, emekçinin bayramı devletin müsaadesinde, devletin belirlediği noktalarda kutlanmıştır.
Ve o meydana girmeye çalışan binlerce göstericinin polisle giriştiği mücadele ekranlara yansımıştır.
Şimdi soralım Sayın Erdoğan’a, Sayın Güler’e ve eski İ. E. Müdürü Cerrah’a: “Ne oldu ağalar? Olay mı çıktı, güvenliğini sağlayamadınız mı ya da meydanın yapısı bir sene içinde değişti de daha güvenli, provokasyona zemin hazırlamayacak bir yapıya mı büründü Taksim ha?...”
***
Şimdi açık konuşalım, bu ülkede büyük çaplı bir provokasyon varsa o da devletin elinden çıkan provokasyondur Sayın Konyalılar. Devlet merkezli olmayan ve açığa kavuşturulan provokasyonlar ortadadır.
Fakat büyük çaplı bu tür kışkırtmaların, halka sıkılan kurşunların faillerinin hala yakalanamamasına dolayısıyla cezasız kalmasına,  bu ülke çokça tanıklık etmiştir.
Bugün devlet, önceden yediği hurmaların boğazını tırtıklaması ile Taksim’i emekçilere açmıştır, “güvenliğinin sağlanması zor” dedikleri Taksim’de güvensizlik ve kargaşa yaratacak hiçbir olay olmadan emekçiler coşkusunu yaşamıştır.
“Ulusal güvenlik”, “Kamu yararı”, “devletin salahiyeti” gibi zırvalıkların da devlet denen aygıtın, halk üzerinde hatta halkın ayaklarında yarattığı prangaları meşrulaştırmak için kullanıldığı açığa çıkmıştır.
Görenlere selam olsun!
Yaşamını gerek bürosunda masa başında, gerekse fabrikalarda çelik yığınlarıyla girdiği zorlu münasebet ile sürdüren ve daha güzel, daha adil, daha yaşanır bir dünyanın mümkünatına inanan emekçilerin bayramı kutlu olsun!

Bu köşe 33 defa okunmuştur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit
UYAN TÜRKİYE!06.Eylül.2010

HABER ARA


Gelişmiş Arama

ANKET

Referanduma cevabınız ne olacak?



Tüm Anketler

Konya Telefon Rehberi

Kent Rehberi

Önemli Linkler

Kurlar Vadisi

Günlük Burç Falınız

Astroloji Sayfamız İçin Burayı Tıklayın

MOBESE KAMERALARI

Konya Yemekleri

Copyright © 2010 Anadolu Manşet Gazetesi Tüm Hakları Saklıdır
RSS Kaynağı | Yazar Girişi | Yazarlık Başvurusu

Altyapı: MyDesign Haber Sistemi